Kantar -2016

       The spaces and objects that reside in the memory of the city and change with the touches of time and humankind are also representations of the whole we all belong to. The spaces where we do exist in a certain time period or the roads that we covered in an incessantness are not just hideaways but the spaces where we could not help ourselves but return. Our relationships which are shrinking and then expanding within the spiral of the city, our exhaustion, and incapableness exist here in the city. The city moves within our mind despite its inertia. Each move is a question and gives rise to other questions.

 

      Everything occupies a place in the city, at the same time, all the other things kept out of the city is a form of establishing a relationship with ourselves as well as with the city. The flux and reflux experienced during establishing a relationship, and the thoughts revealed in the conscious reflect on the body and manifest themselves as a feeling of heaviness.

       Kentin belleginde var olan, zamanın ve insanın dokunuslarıyla degisen mekânlar ve nesneler,  parçası  oldugumuz  bütünün  temsilleridir.  Süreklilik  içinde  katedilen  yollar,  belirli zaman  dilimlerinde  bulundugumuz  mekânlar  sadece  bir  kaçıs  alanı  degil,  aynı  zamanda tekrar geriye döndügümüz mekânlar olarak karsımıza çıkmaktadır. Kentin sarmalında daralıp genisleyen  iliskilerimiz,  tükenisler,  acizliklerimiz  bu  kentte  vardır.  Kent  tüm  duraganlıgına ragmen zihnimizde devinir. Her devinim bir sorudur, sorular dogurur.

 

       Kentin içinde yer tutan ve kent dısında kalan her sey, kent ile oldusu kadar, kendimiz ile de bir iliski kurma biçimidir. İliski kurma sürecinde yasanan gelgitler, bilinçte açıga çıkan düsünceler bedene yansımakta ve insan üzerinde bir agırlık olarak kendini göstermeye baslamaktadır.